2 Şubat 2011 Çarşamba

KES

Ken Loach bize hikayeler anlatıyor.Her zaman "medeniyetin merkezi" olarak gösterilen Büyük Britanya'dan hikayeler.Bu da onlardan biri,daha doğrsu ilki.Film yanılmıyorsam Barnsley'de bir kırsalda geçiyor.Çok özelliği olan,çarpıcı bir hikaye değil,sıradan ama Billy'nin saf hikayesi.Altmetin yok,imge yok,duygu sömürüsü yok.Aslında sinema denilen sanatın o kadar da çok ekstralara gerek duymadan da yapılacağını gösteriyor Ken Loach bize.Yarı belgesel kadar gerçekçi anlatım,oyuncular amatör,müzik yok,kamera gizli gibi.Yarattığı kasaba atmosferi bunaltıcı,anne ilgisiz,abi maden işcisi umutsuz,öğretmenler ise filmin en gaddar karakterleri.Adaletsiz bir okul,öyle ki beden eğitimi dersi için çıktıkları futbol sahasında bile adalet yok.Billy de sıkışmış ve tek uğraşı bir doğan,sebepsizce ve amaçsızca bir kuşu eğiterek kaçıyor tüm dertlerinden.Doğan'ı eğitmek için bir kitap almak istiyor,kütüphane vermiyor,güvenmiyor Billy'e o da kitapçıdan çalıyor kitabı.Okulda evde sorunlar gırla o ise herşeyini Doğan'a veriyor.Billy o yırtıcı kuşun asla evcilleşmeyeceğini biliyor ve bunu bile bile kuşu bir yere kadar çıkarsızca eğitiyor.Okuldaki sevgisiz eğitmenler ise çocuklara film boyunca bunu asla yapmıyorlar.Bildikleri tek şey dayak.Bir hikaye dinlemek gibi,sinemayı sevmeyenlerin bile zevkle izleyeceğini düşünüyorum.Bir de şu var ki,film 1969 yılında çekilmesine rağmen gerek çekim kalitesi gerekse kamera kullanımı 90'lı yıllar gibi,zamanın çok ötesinde yani.Tarihini bilmeden izleseydim bu filmin 90lı yıllarda çekildiğine iddaya bile girebilirdim..Ken Loach yaşayan en büyük yönetmenlerden.Sadece bu film bile bunun net bir kanıtı.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Yazıların harika ... Anlatımın süper
ellerine sağlık
Sevgiler
funda

Baggio dedi ki...

Çok teşekkürler Funda.O senin güzelliğin.Sevgiler-saygılar benden...

TurboDreams dedi ki...

sinema konusundaki aktarımlarını çok beğeniyorum .. bol bol paylaş bizimle bu bilgilerini

sevgiler